Çiftçi: Saldırının gerçekleştiği okul da birinci dereceden riskli okullardan bir tanesi

Manisa, 22 Eylül (Hibya)-İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında yaşanan silahlı saldırı olayına ilişkin Manisa’da açıklamalar yaptı.

Çiftçi: Saldırının gerçekleştiği okul da birinci dereceden riskli okullardan bir tanesi

İçişleri Bakan Çiftçii'nin konuşması şu şekilde:

''Olayla ilgilenen ili mülkiye başmüfettişi, iki tane de polis başmüfettişi görevlendirdi. Milli Eğitim Bakanlığımız iki tane başmüfettiş görevlendirdi. Olay bütün idari yönleriyle soruşturulacak. Olayda herhangi bir sorumluluğu, ihmali olanlar tespit edilecek.

Bunun dışında Milli Eğitim Bakanlığımız 20 tane de psikososyal destek ekibi görevlendirmiş durumda. Yarın sayı 27’ye çıkacak. Onlar da çalışmalarına başladılar.

Olayın adli yönden soruşturması yine Adalet Bakanlığımız ve Cumhuriyet Başsavcılığımız kanalıyla yürütülüyor.

Burada şunu ifade etmek isterim: Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak, İçişleri Bakanlığı olarak, yedi bakanlık olarak okulların başlamasından önce okul güvenliğiyle ilgili gerekli planlamaları yapmıştık ve valiliğimizle bununla ilgili gerekli toplantıları yaptık. Okullarda gerekli güvenlik tedbirlerini aldık.

Daha dün yine Sayın Milli Eğitim Bakanımızla beraber 81 il valimizin, il emniyet müdürlerimizin, il jandarma komutanlarımızın, il millî eğitim müdürlerimizin katılımıyla toplantı gerçekleştirdik.

Milli Eğitim Bakanlığımızın almış olduğu tedbirlerin yanında bizim, İçişleri Bakanlığı olarak aldığımız okul güvenliğine yönelik tedbirlerimiz var. Mesela biz İçişleri Bakanlığı olarak bütün okulları, okullar açılmadan önce ve güvenlik riskine göre değerlendiriyoruz. Bu değerlendirme neticesinde okullarımızı birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü dereceden riskli okullar olarak belirliyoruz.

Birinci ve ikinci dereceden riskli okullarımızda bizim kolluk görevlilerimiz var. Onlar sürekli okullarda görev yapıyorlar. Üçüncü ve dördüncü dereceden riskli okullarımızda okul irtibat görevlilerimiz var. Onlar ihtiyaç duydukça okul yöneticilerimizle irtibata geçiyorlar.

Bunların dışında bu yıl ilk defa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızla da görüşerek 31 bin tane bahçe görevlisi istihdam ettik. Onlardan dün itibarıyla 23 bini göreve başladı.

Saldırının gerçekleştiği okul da birinci dereceden riskli okullardan bir tanesi. Orada bizim bir tane bekçimiz görev yapıyor. Ayrıca okul bahçe görevlisi de okulda saldırının olduğu anda görevli.

Bunun dışında İçişleri Bakanlığı olarak yine okulun dışında güvenlik, asayiş, narkotik ve çocuk şube müdürlüklerimiz kanalıyla uygulamalarımız devam ediyor. Okulun civarındaki internet kafeleri, büfeleri, oyun salonlarını, metruk binaları düzenli aralıklarla denetliyoruz. Okulların servis araçlarını denetliyoruz.

Biz istiyoruz ki çocuklarımız okula güvenli gelsinler, okulda huzur içerisinde eğitimlerine devam etsinler ve sağ salim okullarından evlerine dönebilsinler.

Ama okul güvenliği sadece fiziki tedbirlerle, polisiye tedbirlerle oluşabilecek bir şey de değil. Bunun için biz yedi bakanlık olarak bir araya geldik. Üç aydır üzerinde çalıştığımız bir protokolümüz de vardı ve dün Millî Eğitim Bakanımızın katılımıyla İçişleri Bakanlığımızla bu protokolü imza altına aldık.

Buradaki muradımız, herhangi bir sızıntı olması durumunda çocukların eylem yapacaklarına dair bir belirti, bir işaret olduğunda sistemin devreye girmesi ve çocuğun, okul idaresi, kolluk görevlileri, Sağlık Bakanlığının görevlileri vasıtasıyla bir an önce tedavisine başlanmasıyla ilgiliydi.

Burada Adalet Bakanlığımız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, yine Gençlik ve Spor Bakanlığımız, İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık Bakanlığı olarak bir araya geldik ve bir sistem kurduk. Özellikle belirti veren, işaret veren çocuklarla ilgili bu sistem, dün itibarıyla valiliklerimize yaptığımız toplantının neticesinde iletilmiş oldu.

Az önce de ifade ettim, biz okul güvenliğini sadece polisiye tedbirlerden ibaret olarak görmüyoruz. Burada devletin diğer kurumlarına düşen görevler var, sivil toplum kuruluşlarına düşen görevler var. En başta da ailelere düşen görevler var.

Ben dünkü protokol imza töreninde de işaret etmiştim. Aileler çocuklarının okula gidip gitmediğini, okuldan çıktıktan sonra nereye gittiklerini, eve geldiklerinde çocukların hangi internet sitelerine girdiklerini mutlak suretle takip etmeliler, kontrol etmeliler.

Eğer evlerinde silahı varsa bunları çocukların ulaşamayacakları, erişemeyecekleri yerlere kaldırmalılar. Bu olayda kullanılan silah anneannenin üzerine kayıtlı, dedenin evinde. Çocuk oradan alıyor ve bu silahla eylemi gerçekleştiriyor. Demek ki silahları da güvenli yerlere almamız gerekiyor.

Bu tamamen ailelerin alacağı tedbirler. Benim beyanımda ailelere, biz İçişleri Bakanlığı olarak bütün çocukların başına veya bütün ailelere birer polis görevlendiremeyiz. Yani bizim alacağımız fiziki tedbirler bunlardan ibaret.

Yakın olarak görev yaparsak, hepimiz üzerimize düşeni yaparsak okulda bu tür hadiseler yaşanmamış olacak.

Bu vesileyle ifade etmek istiyorum: 14 Nisan’da Kahramanmaraş’ta bir okul saldırısı gerçekleşmişti. Saldırıdan sonra da devriyelerimiz vasıtasıyla, görevlilerimiz vasıtasıyla 2 bin 419 kişiyi gözaltına aldık. Benzer düşüncede olan, benzer eylem yapabileceğini bir şekilde ihsan eden çocuklarla ilgili, görevli çocukların ve çocuklarla ilgili gözaltı yaptık ve bunlardan 243’ü tutuklanmış durumda.

Yani polis görevini yapıyor, istihbarat görevini yapıyor, diğer devriyelerimiz görevlerini yapıyor, sanal alemde de toplumun her kesimine düşen görevler var. Onlar yerine getirildiğinde, bu tedbirler alındığında inşallah bundan sonra bu tür üzücü hadiseleri yaşamayacağımızı ifade ediyorum.

Benim olayla ilgili söyleyebileceklerim bundan ibaret. Tekrar çocuklarımıza, ailelere, Milli Eğitim camiamıza ve milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Hepinizi hürmetlerimle, muhabbetle selamlıyorum. Sağ olun, var olun.''

  Hibya Haber Ajansı